Türk şirketlere kredi ayrımcılığı mı
Yüzde 100 Türk sermayeli Hunca’nın Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hunca yabancı bankaların Türk şirketlerine kredi vermek istemediklerini söyledi! Günseli Özen Ocakoğlu ropörtajı
Kişisel bakım ürünleri pazarında yüzde 30 pazar payı ile lider olan Hunca, 1957 yılında, yüzde 100 yerli sermayeli bir aile şirketi olarak kurulmuş. Türkiye’nin ilk yerli kozmetik üreticilerinden biri olan kuruluş, pazardaki varlığını ilk kez Hunca Balsam ile duyurmuş.
Yaklaşık 40 yıl önce 1970′lerde de yabancı markaların cirit attığı parfüm ve deodorant sektörüne giriş yapmış. İlerleyen yıllarda ilk yerli ‘After Shave/Tıraş Sonrası Parfüm’ serisi Madigan’ı üretmiş, parfüm ve deodorant sektörlerinin de lideri olmuş.
1997′de Tekirdağ Çerkezköy’de Balkanlar ve Ortadoğu’nun en büyük parfüm ve deodorant üretim tesisini kuran Hunca, ISO 9001 Uluslararası Kalite Belgesi’ni alan ilk yerli kozmetik üreticisi olmuş. 1998 yılında, MAY Kozmetik’i de bünyesine katan kuruluş, Carmina markası ile renkli kozmetik sektörüne de girmiş. 2002 yılından bu yana Türkiye’nin tek yerli Deostick üreticisi de olan Hunca, 2006′da da genç kızlara yönelik parfüm ve deodorant serisi She’yi pazara sürmüş. Günümüzde ise Hunca, Viva Cappio, erkek segmentinde halen liderliğini sürdüren Jagler ve uluslararası markası Caldion ile Türkiye ve dünya pazarında dünya devi rakipleriyle mücadele ediyor.
Hunca, bir yandan sürekli yeni markalarını pazara sunuyor diğer yandan da var olan ürünlerinde yenilikler yapıyor. Şimdilerde işin başında kurucu Adnan Hunca’nın küçük oğlu Tuncer Hunca var. Amerika’da Louisiana State Üniversitesi’nde kimya mühendisliği okuyan Tuncer Hunca, İstanbul Üniversitesi Uluslararası İşletme Yüksek Lisans bölümünden mezun olmuş. 1987 yılından bu yana kurumda görev yapan Hunca, şimdilerde Hunca Kozmetik AŞ’nin yönetim kurulu başkanı olarak görev yapıyor.
İş erbapları, ya çocuklara, ya bayanlara ya da mideye yönelik iş yaparsanız kriz de olsa etkilenmezsiniz derler. İşte karşımda, yarım asırdan fazladır bayanlara ürün sunan şirketin ikinci kuşak yöneticisi oturuyor. Söylenenlerin doğru olup olmadığını sormanın zamanıdır. Bu krizde Hunca Kozmetik’in pazardaki durumu nedir acaba?
“Şu anda pazarın yüzde 30′una sahibiz. Özellikle de parfüm sektöründe yerli üretici olarak lider konumdayız. Deodorantta, ki tamamen lüks tüketim maddesi olarak algılanan bir segmenttir, burada da yüzde 20 civarında pazar payı ile ikinciyiz. Şuna özellikle değinmek isterim ki; uluslararası markaların çok güçlü olduğu bir pazarda rekabet ediyoruz. Nivea, 8×4, Rexona, Reward hepsi de birbirinden güçlü. Bu dev markalara rağmen Hunca, Türk tüketicisinin beğenisini kazandı. Şimdi de önümüzdeki birkaç yıl içinde deodorantta da liderliğe yükselmeyi istiyoruz. Çok kısa bir süre önce Türk tüketicilerine She Colors’ı sunduk. Büyük bir satış başarısı gösterdik. Ayrıca yüzde 95′e varan bir pazar payına sahip Carmina markamız var. Segment olarak bu markalarla 14-21 yaş arası bayanları hedefledik. Bütün bunların arasında da sağlıklı adımlar atarsak, krizin fırsata dönüşebileceğini görüyoruz.”
Sağlam adımlardan kastedilen nedir?
“Finans kurumlarının biz girişimlerde bulunurken yanımızda olmasıdır. Ancak finans kurumları bazen şartlardan dolayı kendilerince doğru, sanayiciye göre yanlış tutumlar içinde olabiliyorlar. Örnek, kredileri uzatmamak, zamanından önce tahsil etmek gibi taleplerde bulunabiliyorlar. Bunlar Türk ekonomisini özellikle krizde olumsuz etkileyecektir. Biz 50 küsur senelik şirketiz ve büyük Türk bankalarıyla çalışırken sorun yaşamıyoruz ama yabancı ortaklı bankalarda ciddi şekilde sorun yaşanıyor. Bu da sanayiciye yansıyor.”
Peki, tüketicileriniz bayanlar kriz dönemlerinde sizin ürünlerinizi kullanma açısından nasıl bir tavır sergiliyorlar?
“50 yıllık bir şirket olarak bugüne değin pek çok kriz yaşadık. Gördük ki kozmetikteki bütçe kısıtlaması diğer sektörlere göre daha az oluyor. Bugün Türk kadını makyaj konusunda asla taviz vermiyor. Bu alandaki harcamasını kısmıyor. Buradan da yola çıkarak pazardaki daralmanın ancak yüzde 5-7 arasında olabileceğini söyleyebiliriz. Aslında en büyük sıkıntı, pazardaki perakende noktaları ve tahsilat konusu. Özellikle market ve büyük perakende noktalarında tahsilat sorunu büyük bir sıkıntıya yol açıyor. Bu da bizi riski daha az satış odaklı pazarlama stratejilerine sevk ediyor.”
Satışta sorun yok ama yarı mamul ve hammaddenin alımında sıkıntı yaşanabilir diyor Hunca Yönetim Kurulu başkanı. Bunun da fiyatlara etki edeceğini söylüyor. ‘Fiyatın etkisiyle de satışlarda düşüş beklenebilir’ diyen Tuncer Hunca, krizin pazarda doğal eleme yaptığını, güçsüz olanlarla işi bilmeyenlerin bir biçimiyle yok olduklarını söylüyor. İçinde bulunulan dönemde de bu elemenin olacağını düşündüğünü sözlerine ekleyen Hunca, ‘Ancak ayakta kalanlar pastadan daha fazla pay alacaklar.’ diye konuşuyor.
Peki, bu durumu Hunca nasıl değerlendirecek? Bu, sizin açınızdan bir fırsat mı?
“Aslında iki senedir tek bir hedefimiz var: Yurtdışında marka olmak. Şimdi buna yoğunlaştık. Başarımızın temelinde ekip ruhu yatar. En önemlisi de başarının sürekliliğidir. Ben fanatik Galatasaraylı olduğum için buradan örnek vermek isterim. Galatasaray, UEFA Kupası’nı nasıl kazandı? Ekip ruhuyla ama en önemlisi de sürekli başarıyı daim kılarak. Önemli olan, kupayı kazanabilmektir. Biz de o kupanın peşindeyiz. Peki, bunun için neler yapıyoruz? Bir kere çok sağlam bir yurtdışı ihracat ekibi kurduk ve markalaşma konusunda neler yapılabileceğine bakıyoruz. ‘Neden Hunca Avrupa’da marka olmasın?’ sorusunu sürekli soruyoruz. Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından uygulamaya konulan ‘Turquality’ projesi önemli bir fırsat. Devlet, pek çok markaya destek oluyor. Biz de müracaat ettik. Başarılı olursak, önemli markalarımızı yurtdışındaki tüketicinin de markası haline getireceğiz.”
Bunca çokuluslu rakip marka arasında markalaşmak çok zor. Bunun için bir strateji geliştirdiniz mi?
“Hâlâ marka olabilecek potansiyele ve gelişmeye açık ülkeler var. Bazı ülkeler ise doymuş durumda. Mesela, Belçika ve Hollanda’da Carmina markamızla çok başarılıyız. Markalaşma sürecinde pazarlama için ayırdığınız bütçe çok önemli. Bugün arkamızda bizi destekleyen bir finans kurumu olsaydı büyümemiz çok daha hızlı olabilirdi. Yurtdışında örgütlenmek ve markalaşmak uzaktan kumanda ile olmuyor. Markalaşmaya pek çok açıdan pazara ürün göndermeden önce başlamak gerekiyor. Bir kere IT teknolojinizi her ülkede aynı kılmak şart. Çalıştığımız insanlar önemli. Deniyorsunuz, danışmanlar alıyorsunuz, bazıları sizde sıkıntı meydana getiriyor, bazıları sizi alıp bir yerlere taşıyor. İşte bunlara en iyi örnek Sırbistan. Bu ülke daha düne kadar planlarımızda ve aklımızda yoktu. Ancak ihracat ekibimiz bu sene bu ülke ile iyi bir diyaloğa geçti. Sonuç: Sırbistan, en stratejik pazarlarımızdan biri oldu. İkinci olarak da İran’ın, sahip olduğu Türkmen ve Azeri nüfustan ötürü iyi bir pazar olacağı düşüncesindeyiz.”
Sizi diğer rakip markalardan ayıran en önemli özelliğiniz nedir?
“Pazarda Aromel, Kopaş, Dalin, Expo gibi markalar rakiplerimiz. En yakın rakibimiz Aromel ve markaları Bellisima, Firstclass, Motion. Geçmişte Yunanlı grup Sarantis ile ortaklık denememiz oldu. Markaları STR ve Beyou idi. Özellikle pazarlama ve satış işinde çok başarılı bir firma. Zamanında halka açılıp, kaynağını oluşturarak gerekli dağıtım ekibini kurmuş. Ama bugün Yunanlılarla ortak olmasak da bazı dersler aldık.” diyor Tuncer Hunca. Bir süre Sarantis ile şirket evliliği yapmak üzere yola çıkan Hunca, son anda bu karardan vazgeçmiş. Ancak bu süreçten çok pahalı da olsa iyi bir ders almış. Satış ve pazarlama temelli bir şirket olan Sarantis, Hunca’nın satış ekibinin büyük bir bölümünü koparmış. Sarantis’in satış başarısına karşın ürün eksikliği olduğunu da söyleyen Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hunca, “Birleşme olsaydı çok başarılı olabilirdik.” şeklinde konuşuyor. Şimdilerde Sırbistan pazarına rakip olan iki şirketin başa baş bir mücadelesi var. Tuncer Hunca, fiyatı düşüren, vadeyi uzatan rakibinin stratejisine cevabı, “Tüketicinin beğenisini kazandıktan sonra gerisi hikâye…” biçiminde oluyor.
İhracat, en önemli atak
İlk ihracat 10 bin dolarlık bir siparişle Rusya’ya yapılır. Bu parayı asla tahsil edemeyeceklerini düşünürken ikinci siparişle birincinin ödemesi gelir. Rus halkının gelir düzeyi çok düşük ama kozmetiğe ilgileri fazladır. Türk pazarına gelince kullanım oranı yüzde 30′larda seyrediyor, çünkü deodorant hâlâ lüks tüketim maddesi olarak vergilendirilmekte. Deodorantta KDV ve ÖTV’nin toplamı yüzde 46 civarında. Bununla da bitmiyor! Bir de merdivenaltı üreticinin haksız rekabeti var. Tuncer Hunca, haksızlık konusuna dikkat çekiyor ve tüketicilerin bu ürünleri aldığını hatta bazılarının kendilerini bire bir taklit ettiğini söylüyor. Aralarında eski emniyetçilerin de olduğu profesyonel bir ekiple korsan ürüne karşı mücadele verdiklerini belirten Hunca, 2 bini doğrudan 4 bin 500 satış noktasında olduklarını ifade ediyor.
Hunca, son dönemin moda söylemiyle inovasyonu yüksek bir şirket. Türkiye’de ilk teneke kutulu Caldion markası 17 sene önce pazara sunulmuş. Müthiş bir öngörünün sonucu olarak da küçük bir banyoda başlayan üretim 40 milyon dolarlık bir şirket haline gelmiş. Tuncer Hunca, mükemmeli arayan bir yönetici. Kendisine emanet edilen şirket onun döneminde kurumsallaşmış. Kurumsallaşma, yabancı ortaklık demek. Yunanlı Sarantis olmamış ama Antakyalı Duru firmasıyla yüzde 50-50 ortaklık etmişler.
Uzun bir süreçten beri işin başında olan Tuncer Hunca, kişilik özellikleri için demokrat ve sabırlı tanımlarını kullanıyor. İnsanların yaptıkları hatalardan ders almalarını istediğini söyleyen Hunca, “Ama bazen bu, bana çok pahalıya mal olur. Belki de sadece direktif verip geçmek gerek. Çok fazla demokrat olmak kimi zaman zarar veriyor. Amacım etkili ve yetkin bir ekip oluşturabilmek. Çok başarılı bulduğum ünlü futbolcu Lucescu’yu, Çerkezköy’deki fabrikamıza davet ettim. Ona, ‘Bu kadar başarılı olmanın sırrı ne?’ diye sordum. O da bana; ‘Hiç yılmadan, sabrederek ve yüz kere aynı hatayı yaptıklarını göstererek başarılı olabilirsin.’ dedi.” şeklinde konuşuyor. En çok başarısızlığa kızan işadamı, “Parayı herkes kazanır. Beni başarı motive eder. Ekibin süreç odaklı çalışmamasına çok kızarım. Maç 90 dakika. Gol atan kazanır. Maç berabere bitmez. Başarının içinde ‘baş-arı’ olmak önemli. Ben de buna dikkat ederim.” diyor.
‘Krizde Türkiye’nin konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusuna ise şöyle cevap veriyor:
“Türkiye krizde belki de en az etkilenen ülkelerden biri olacak. Türkiye’nin hâlâ bir potansiyeli var. Bu krizden ciddi bir başarıyla çıkabiliriz. Nasıl mı? Sanayici işini doğru yapacak, bankalar namuslu davranacak ve ekonominin kötü olduğu dönemlerde de girişimciye destek olacak. Asıl krizde yakalanacak fırsatlar döneminde yardımcı olmalı. Yağmurda sadece kendisine şemsiye açan bir banka olmamalı. Diğer yandan devletin de dünya markası olmak isteyen kurumlara destek olması şart. Mesela krizden dolayı işten çıkarmalar olacak. Oysaki devlet, istihdam konusunda da destek olmalı. Toplum bir sosyal patlama yaşamamalı. Ekonomik istikrar şart, sosyal sorunları da istikrar çözecek.”
Galatasaray Real Madrid’i yeniyorsa, biz de dev markaları geçebiliriz
Hunca Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hunca, yurtdışında ürün dağıttıkları ülkelerde mutlaka pazarlama çalışmaları yaptıklarını söylüyor. “Sadece ürün rafta bulunsun, insanlar nasılsa satın alır zihniyetiyle olmaz.” diyor. Türkiye’de reklâm ve tanıtım adına ne yapılıyorsa o ülkelerde de her şey o ülkedeki tüketicinin karakterine uygun tasarlanıyor. Adidas ve Rexona ile pazarda bire bir rekabet ederek iyi bir pazar payı yakaladıklarını belirten Hunca, yine Galatasaray’dan bir örnek veriyor: “Galatasaray, Real Madrid gibi bir takımı yeniyorsa biz de pazarda yabancı dev markaları yenebiliriz. Bu başarılmayacak bir şey değil!” Ruslarla Hırvatların aynı kokuyu aynı beğeniyle algılamadıklarını dile getiren Hunca Yönetim Kurulu Başkanı, “Yurtdışındaki bu farklılığı çözmek için yabancı esans üreticileriyle çalışıyoruz. Üç senedir de Rusya’daki tüketicinin beğenisine göre yapılanıyoruz. Örneğin She’de altı tane çeşit var ama Türkiye’de dört tanesi iyi gidiyor. Türkiye’de iyi giden dört üründen ancak bir tanesi yurtdışında iyi bir satış grafiğine sahip olabiliyor. Türkiye’de daha az satılan ürünler ise yabancı pazarlarda en fazla satılanlardan olabiliyor.” diye konuşuyor.
Zaman
haber7.com
Son Yorumlar